Hastalarımızın Dilinden – Maraş Akupunktur

HASTALARIMIZIN DİLİNDEN

Mihriban Sengü

“Yağmurun yağacağını artık hissetmiyorum”
Biri hariç bütün ilaçları bıraktım. Zamanla içtiğim o tek ilacı da bıraktım. Şu an hiç ilaç kullanmıyorum. Ağrılarımdan kurtuldum. Ellerimdeki deformasyon da düzeldi. Dizlerimdeki şişkinlikler indi, su aldırma olayı tarihe karıştı. Kendim giyinebiliyor, araba kullanabiliyorum. İşin garibi yağmurun yağacağını artık hissetmiyorum.

Mihriban Sengü

İbrahim Halil Kırmızı

“Şimdi Top Oynayabiliyorum”
Altı yedi yıl önce bende hırıltı başladı. Bazı günler nefes alamaz hale geliyordum. Çapa Tıp’ta hastalığıma bronşial astım teşhisi kondu. Aşı uygulamasına başlanmıştı ama pek etki etmiyordu. Kortizonlu ilaçlar yüzünden aşırı kilo aldım. Sık sık kriz geliyordu. Bir gazetede okuduğum yazı vesilesi ile akupunktur tedavisine başladım. Altı seanstan itibaren nefes alış verişim normale girdi. 12 seans sonrada top oynamaya başladım

İbrahim Halil Kırmızı

Prof.Dr. İsmail Kocaçalışkan

“İlaçlara Veda Ettim.”
1985 yılından beri romatizma ağrıları çekiyordum. Daha önce de dizlerimde hafif ağrılar oluyordu. Ancak 1985 yılında kalçalarımdaki ağrıyla birlikte aksayarak yürümeye başladım. Önceleri aspirinle geçen ağrım artık geçmiyordu. Kalçalarımdaki ağrı belime ve omuzlarıma yerleşmişti. Akupunktur tedavisini denemeye karar verdim. 1997 Ağustos ayında Dr. İsmail Maraş beyin kontrolünde 20 seans tedavi gördüm. Artık hiç ilaç kullanmıyorum. Ağrılarım tamamen geçti. Kendimi gayet rahat hissediyorum.

A.G.- İstanbul

“Adetlerim düzeldi”
22 yaşındayım. Adet düzensizliğim nedniyle dört beş yıl boyunca tedavi olmak için uğraştım… Daha sonra bir vesileyle duyduğum akupunktur tedavisine başladım. Yaklaşık bir yıldır Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi merkezine devam ediyorum. İnanılmaz bir düzeyde iyileşme gördüm. Yan etkisiz ve çok başarılı bir tedavi şekli olduğu için akupunkturdan çok memnunum

A.G.- İstanbul

Zeynep Ulutaş – Gebze

“Hiç ümitli değildim”
1979 Gebze doğumluyum. 1992 yılını Mayıs ayına kadar çok sağlıklı bir kişi olarak yaşamımı sürdürmüştüm. Fakat artık bu böyle devam etmeyecekti. Çünkü bu tarihte sağ bacağımda bir ağrı ve topallama başlamıştı. Daha çocuk dencek yaşta doktor doktor gezmeye başlamıştık. İlk olarak, 1992’de Gebze SSK’ya gittim. Romatizma diyerek iğne ilaç verildi. Kullandım fakat hiçbir faydasını göremedim.

Acaba bu bir kırık çıkıkçı işi miydi? Galiba öyle olmalıydı. Tuttuk İstanbul’da tanınmış sınıkçı bir hanıma gittik. O günü hiç unutmuyorum. Kadın “bacağında damar kasılması var” diyerek bacaklarımın üzerinde gezinmişti. Ben bir yandan bağırıyor, bir yandan sağlığım için dişlerimi sıkıyordum. Ama ordan da eli boş döndüm, çektiğim acılar yanıma kar kalmıştı.1993 yılında yine bazı doktorlara gittim. Yine iğne ilaç, yine boşa çıkan emekler… ve o yılın sonuna kadar bir daha doktora gitmedim.

1994 yılında operatör olan bir ortopedi doktoruna gittim. Gerçekten iyi insanlardı hepsi. Ama ellerinden gelen oydu. Sağ bacağımın kasık kısmında daralma olduğunu söyleyerek bir iğne yaptı, ağrı kesici haplar verdi. Ama yine nafile. Artık ağrılarım yanında yarım kalan eğitimime, hastalığım nedeniyle yararlanamadığım birçok güzelliğe yanıyordum. Gördüğüm bazı muameleler nedeniyle içine kapanık ve sinirli bir kimse olup çıkmıştım. Bu arada ağrılar belime çıkmıştı. Bu daha da kötüydü. Eğilerek bir iş yapamıyor, hatta bazı günler ayağa bile kalkamıyordum.

1995 Mart ayının 15’inde bel ağrısı nedeniiyle bir ortopedi doktoruna gittim. Film istedi. Filmime bakarak yaptığı açıklama ilginçti.
– İki kemiğiniz doğuştan bitişik ve bunun tedavis mümkün değil.
– Yani bunda sonra doktor doktor gezmeyeyim mi?
– Bu konuda sanmıyorum

Biz yine de ümidi kesmeyip, o filmi bir akraba vasıtasıyla İstanbul’da bulunan bir doktora gönderdik. O da filmin yanlış çekildiğini söylemiş. İstanbul’a gittik ve o doktorun muayenehanesinde yeniden film çektirdik. Belimde açıklık olduğunu, ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Eyvah, şimdi de bıçak altına mı yatacaktım?

Tam bu karar aşamasında iken, babam bir arkadaşından Dr.İsmail Beyi işitmiş. “Bir de ona mı gitsek?” diyordu. Her gittiğimiz yerden eli boş döndüğümüz için hiç ümitli değildim. Ama çareszlik içinde 1996 yılının Mart ayının 4. gününde Maraş Akupunkturun kapısını çaldık.Dr.İsmail bey de bazı film ve tahliller istedi. Baktım İsmail bey öyle ezbere iş yapan biri değil… Hem şimdiye kadar gittiğim doktorlar gibi her konuya hakim, hem de onlardan farklı olarak akupunktur biliyor. İşte o an içime bir heyecan doğdu. Tüylerim diken diken oldu. “Allahım hadi bir umut” diyerek hemen o gün yaptırdım istenilenleri.

Dr.İsmail bey eski ve yeni filmleri bir röntgen heyetine gönderdi. Onlar da yeni bir kırık olduğunu, alçıya alınması gerektiğni ve altı ay alçıda kalacağımı söylemişler. Fakat kırılma vakasını meydana getirecek bir olay olduğunu hatırlamıyordum. Doktor bey de filmlere bakarak yeni bir kırık olmadığını söylemiş ama neticede filmde kırık gözüküyormuş.Bütün bunlara rağmen doktor beyin ümit verici sözlerine güvenerek akupunktur tedavisine başladık. Daha önce ismini duyup da ne olduğunu bilmediğim bir tedaviydi bu.

Belki inanmayacaksınız ama üçbüçük yıldır çektiğim topallamam, yedinci seanstan sonra tamamen geçmişti. Ve iki-üç ay içinde belimdeki ağrılar da geçti. Ben akupunktur tedavisne başlayalı yirmi ay oldu.şu anda sapasağlamım.bu ıhhatime önce Allah’ın sonra Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezinin sayesinde kavuştum. Şimdi her rastladığım kimseye şunu diyorum.

“Eğer bir rahatsızlığınız varsa önce akupunktur uzmanına sor. Sonra kararını ver.”

Zeynep Ulutaş - Gebze

Cafer Söztutan (Eğitimci-Yazar)

“Bademcikten nasıl kurtuldum”
43 yaşındayım. Yaklaşık yirmi yıl önce, ilk defa bademciklerim şişti. Çok acı çekmeme rağmen fazla önemsemedim. Bademcik iltihaplanmaları önce iki yılda sonra yılda bir tekrarlamaya başladı. Her sferki bir öncekinden zor oluyordu. Sonunda öyle bir hal aldı ki, artık tahammül sınırını zorlamaya başladı. Yılda üç, hatta dört defa tekrarladı. Her sferinde hem çok acı çekiyordum, hem de diğer organlarımı tehdit ediordu. Doktorlar bademciklerimin alınması gerektiğini söylüyorlardı.

“Ne olursa olsun bu dertten kurtulmalıyım” diye düşünerek aldırmaya karar verdim. Ameliyat olacağım günden bir gün önce çok saygı duyduğum birinin tavsiyesine uyarak amlieyattan vazgeçtim.

Tesadüf bu ya, gene o günlerde çok sevdiğim bir arkadaşım bana akupunktur tedavisinden bahsetti. Doğrusu ilk anda pek inandırıcı gelmedi. Ancak bahsettiğim arkadaşın hastasının durumunu biliyordum. Yıllardır astımdan muzdaripti. Fakat akupunktur tedavisine başladıktan sonra astım nöbetlerinden kurtulmuştu.

“En azından hiçbir yan etkisi olmaz” diye düşüerek, arkadaşın bahsettiği akupunktur merkezine gittim.”Maraş Akupunktur Merkezi”ydi burası. Dr.İsmail Maraş beyefendinin güleryüzü bile insanı rahatlatmaya yetiyordu. Gittiğim gün hemen akupunktur seanslarına başladılar. Yaklaşık 25 seans tedavi gördüm.

Ancak tedavi olduğum mevsim yaz olduğu için sonucu kestiremiyordum. Zira bademcik şikayetlerim genellikle kış mevsiminde ortaya çıkıyordu. “Acaba tedavinin bir faydası olur mu?” diye çok merak ediyordum. Bunu anlamak için bir kış mevsimş geçirmem gerekiyordu. Şu ana kadar tam üç kış geçirdim. O gün bu gündür hiç anjin olmadım. Hem bademcik şikayetlerinden, hem de yaşıma göre oldukça riskli sayılabilecek olan ameliyattan kurtuldum. Sağlık dağıtan elinize sağlık İsmail bey. Bu arada tedavi boyunca yakın ilgi gördüğüm ve birçok seansları bizzat gerçekleştiren Dr. Esra hanımefendiye ve Dr.Hasan beyefendiye sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bana bu sağlık merkezini tanıtan arkadaşımı ise her an görüyor ve teşekkürlerimi bizzat iletiyorum.

Cafer Söztutan (Eğitimci-Yazar)

Güllü Kurt – İstanbul

“Artık nefes alabiliyorum”
Bundan 2,5 yıl önce kliniğinize alerjik astım bronşit şikayeti ile geldim. Açıkçası size gitmemi önerenler ve önermeyenler arasında bir tercihte bulunmakta zorlanmııştım. İki yıl boyunca birçok ilaç kullandım. Aynı anda çok sayıda ilaç almamın yan etkileri olduğu gibi, hastalığım zamanla daha kötüleşti.

Yürüyüş yapamaz, merdiven çıkamaz, nefes alıp veremez; en üzüldüğüm şey de dört aylık torunumu kucağıma alıp sevemez olmuştum. Hastalığının şiddetinin artarak ilerlemesi zamanla umutlarımı kaybetmeme sebep oldu. Bu arada medyada akupunktur hakkında birşeyler duyuyor ama güvenemiyordum. Oğlum detaylı bir araştırma yaptığını ve alternatif tıbbn da bir bilim olduğunu söyleyerek beni ikna etti. Ve böylece sizinle tanışmış olduk.

İlk görüşmemizde daha iyi olabilmek için bir şansım olduğunu duymak beni çok mutlu etmişti. Seanslar başladı ve ondördüncü seanstan itibaren rahatlamaya başladım. Senelerdir nefes alamamaktan ve yılların birikiminden kaynaklanan sinir sorunum ve menopozdan sonra kaynaklanan şikayetlerim için uyguladığınız tedaviye de minnettarım.

Bu yıl, tedavimizin üçüncü yılı ve ben son üç yıldır hiç ilaç kullanmadım. Kendimi %90 iyi hissediyorum. Uzun yürüyüşler yapabiliyorum ve şimdi dört yaşında olan torunumu rahatlıkla kucağıma alıp yürüyebiliyorum.Ev işleri artık beni zorlamıyor. Merdiven çıkabiliyorum. Uykusuzluk problemim azaldı. Ten rengimin kara sarıdan sağlıklı bir renge dönüştüğünü çevremdeki herkes farketti. Bunlar benim hayal edemediğim kadar olumlu gelişmelerdi. Şu anda boyun fıtığı ve siyatik ağrıları için tedaviye devam ediyorum. Hastalarınızla bir babanın evladıyla olan ilişkisi gibi menfaat gözetmeksizin ilgileniyorsunuz. Aynı sıcak ilgi ekibiniz tarafından hastalarınıza gösterilmekte. Herşeyinizin gönlünüzce olması için duacıyım.

Güllü Kurt - İstanbul

Ayşenur Yusuf

1992 doğumlu olan Ayşenur üç aylıkken havale geçirmesi sonucu zihinsel ve bedensel özürlü hale geldi. İlk tedaviyi Kartal Devlet Hastanesinde yaptırdık. 15 gün tedaviden sonra taburcu oldu.
Daha sonra Göztepe SSK ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde tedaviye devam ettik. Fakat etkili bir fayda göremedik.

Yaklaşık iki yıl önce Maraş Akupunktur’da tedaviye başladık.tedavi öncesinde Ayşenur’un el ve ayakları normal olmasına rağmen herhangi birşeyi almya çalışmıyordu. Yatırıldığı şekilde çevreye duyarsız kalıyordu.Yanında bulunanın yabancı veya yakını olduğunu farkedemiyor, etkilenmiyordu. Yanından ayrıldığında bile hiç umursamıyordu. Eline verilen herhangi birşeyi tutamadığı gibi, elini ağzına filan da götürmüyordu. Acıktığını veya susadığını hissettirmiyordu.

Iki yıllık lazer tedavisinden sonra, yanından ayrılınca veya “Ayşenur ben dışarı çıkıyorum, sen evde kal!” denildiği zaman ağlamaya başlıyor.Elinden tutmaya veya kucağımıza almaya çalıştığımızda aşırı bir heves ve istek gösteriyor, gülmeye başlıyor. Ellerinden tutulunca zıplıyor, yürümek istediğini hissettiriyor.fakat sağ ayağı tamamen yere temas edemediğinden ayakları üstünde duramıyor. Susayınca hissettirmeye çalışıyor. “Su vereyim mi?” deyince seviniyor. Eline herhangi birşey verince ağzına götürüyor, ısırmaya çalışıyor.

Netice olarak iki yıllık lazer tedavis boyunca gözle görülür gelişmeler kaydedildi.

“Babası Mehmet Yusuf”

Ayşenur Yusuf
Scroll Up